Sitenin sağında bir giydirme reklam
Prof. Dr. Ayça Fatma GÜLTEKİN (Sağlık Köşesi)
Köşe Yazarı
Prof. Dr. Ayça Fatma GÜLTEKİN (Sağlık Köşesi)
 

Kalın Bağırsak Kanseri Riskini Arttıran ve Azaltan Faktörler: Birinci Bölüm

Merhaba Sevgili Sağlıklı Köşesi Okurları, Ben Prof. Dr. Ayça Fatma Gültekin, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalında 2009 yılından beri çalışmaktayım. Sindirim sisteminin cerrahi hastalıkları ve özellikle de kalın bağırsağın ve makat bölgesinin iyi ve kötü (kanser) huylu hastalıkları ile ilgilenmekteyim. Bu köşede zaman zaman sizlere buluşup önce kalın bağırsak kanseri sonrasın da makat bölgesinin iyi huylu hastalıkları hakkında sizleri bilgilendirmeye çalışacağım. Özgeçmişimi merak eden okuyucular için https://drfaycagultekin.com/ozgecmis/linkini ziyaret etmelerini öneririm. Kalın bağırsak kanserinden korunmak için kontrol altında tutabileceğimiz risk faktörleri olduğu gibi kontrolümüz dışında olan risk faktörleri de mevcuttur.Kalın bağırsak kanseri riskini arttıran faktörleri bilmek daha sağlıklı alışkanlıklar edinmek adına oldukça önemlidir. Birey olarak yaşantımızda yapacağımız birtakım değişikliklerle kalın bağırsak kanseri riskini azaltabiliriz. Bu hafta iki bölüm halindehazırladığım “Kalın Bağırsak Kanserini Arttıran ve Azaltan Risk Faktörlerinin” birinci bölümünü sizlerin ilgisine sunuyor ve faydalı olmasını ümit ediyorum. Yaş, şüphesiz kontrol altında tutamadığımız ve kalın bağırsak kanseri gelişiminde en önemli risk faktörüdür. Yaşla birlikte kanser gelişim riskinde de artış meydana gelir. Kalın bağırsak kanseri tanısı alan hastaların 94’ü 45 yaşın üzerindedir, hastaların 24’ü 65-74 yaşları arasındadır. Genetik yatkınlık, ailemizden bizlere kalan en önemli miras; sağlam genlerdir.  Birinci ve ikinci derece akrabalarda genç yaşlarda (45 yaş altı) kanser (meme, kalın bağırsak yumurtalık, rahim, mide prostat ve mesane) olması, genetik olarak kansere yatkınlığın bir göstergesidir. Tüm kalın bağırsak kanserlerinin 5’i Lynch (Linç okunur) ve Ailesel Adenomatöz Polip sendromu denilen genetik geçişli kanser sendromlarından kaynaklanır. İnflamatuar barsak hastalıkları, Crohn(Kron okunur) ve Ülseratif Kolit isimili, barsağın mikrop olmadan iltihabı-inflamasyonu ile seyreden hastalıklarda, hastalığın uzun dönemde seyri sırasında kalın bağırsak kanseri gelişme riski artmıştır.   Yukarıda sayılan risk faktörleri kontrolümüz dışında olan risk faktörleridir. Bu risk faktörlerini engellemek veya azaltmak elimizde değildir. Ancak önerilen aralıklarda düzenli tarama testlerinin yapılması bu faktörler nedeniyle gelişebilecek kalın bağırsak kanserlerinin erkenden tanı alıp tedavi edilmesine olanak sağlar. Tekrar etmekte fayda görüyorum erken evrede yakalanan kalın bağırsak kanserlerinde tedavi başarı oranı 96’dır. Hayat tarzımız ve alışkanlıklarımızda yapacağımız değişikliklerle kontrol altına alabileceğimiz risk faktörlerinin başında Beslenme Alışkanlıkları gelmektedir. Kalın bağırsak kanseri riskini arttıran gıdaların başında kırmızı et, işlenmiş kırmızı et (salam, sosis, sucuk)ve hayvansal yağlar bulunur. Bu gıdaların fazla tüketilmesi kalın bağırsak hücrelerinde kanser başlangıcı değişikliklerin oluşmasına ve ayrıca kalın bağırsağımız içinde yaşayan ve yiyeceklerimizi karsinojene (kanser tetikleyici maddeler) dönüştüren zararlı bakterilerin sayısının artmasına neden olur. Bunun yanında bol sebze ve meyve tüketilmesi kalın bağırsak kanserine karşı koruyucu etki gösterir. Sebzeler ve meyveler içerdikleri vitaminler ve lif sayesinde kalın bağırsak kanserine karşı etkili koruma sağlarlar. Sebzeler ve meyvelerde bulunan lif (posa) bağırsaklarımızın duvarını adeta bir süpürge gibi süpürerek barsak duvarına yapışmış karsinojenleri ve zararlı katkı maddelerini temizlerler. Ayrıca lif barsak hareketlerini artırarak, bu tarz zararlı gıdaların hızlıca dışkı olarak bağırsaktan atılmasını sağlar.  Günlük olarak 5 porsiyon sebze ve meyve tüketilmesi kalın bağırsak kanserine karşı koruyucu etki sağlamaktadır. Tam buğdaydan üretilmiş gıdalar, yulaf ve kepek yüksek oranda lif içerirler; baklagiller, narenciye ve brokoli gibi sebze meyveler ise içerdikleri kalsiyum ve folik asit ile kalın bağırsak kanserine karşı ciddi koruma sağlarlar. Ayrıca sebze ve meyvelerin bolca tüketilmesi bağırsağımızda yaşayan kalın bağırsak kanserine karşı koruyucu etki gösteren bakterilerinde artmasına yardımcı olur. Kalın bağırsak kanseri başta olmak üzere birçok hastalığa karşı koruyucu etkisi olan dünyanın en mucizevi maddesi SUyun da günlük olarak en az 2 litre tüketilmesi çok önemlidir. Su dünyadaki en ucuz ve etkili ilaçtır. Ancak burada suyu, 2 litre su olarak tüketmek önemlidir. Diğer içeceklerdeki sıvı hiçbir şekilde suyun yerini tutmaz. Su da aynı lif gibi barsak hareketlerinin hızlanmasına ve dışkılama sayısının artmasına yardımcı olur. Böylece yediğimiz gıdaların faydalı olan kısımlarının emildikten sonra zararlı olan kısımlarının barsak duvarına temas süresinin azaltarak hızlıca atılmasını sağlar. Suyu ve lifi hayatınızdan eksik etmeyin diyerek şimdilik sözlerime burada son vermek istiyorum. Yazımın ikinci bölümünde kalın bağırsak kanserinden korunmak için başka neler yapabileceğimizi sizlere anlatacağım. Sağlıkla kalın.
Ekleme Tarihi: 22 Aralık 2020 - Salı

Kalın Bağırsak Kanseri Riskini Arttıran ve Azaltan Faktörler: Birinci Bölüm

Merhaba Sevgili Sağlıklı Köşesi Okurları, Ben Prof. Dr. Ayça Fatma Gültekin, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalında 2009 yılından beri çalışmaktayım. Sindirim sisteminin cerrahi hastalıkları ve özellikle de kalın bağırsağın ve makat bölgesinin iyi ve kötü (kanser) huylu hastalıkları ile ilgilenmekteyim. Bu köşede zaman zaman sizlere buluşup önce kalın bağırsak kanseri sonrasın da makat bölgesinin iyi huylu hastalıkları hakkında sizleri bilgilendirmeye çalışacağım. Özgeçmişimi merak eden okuyucular için https://drfaycagultekin.com/ozgecmis/linkini ziyaret etmelerini öneririm.

Kalın bağırsak kanserinden korunmak için kontrol altında tutabileceğimiz risk faktörleri olduğu gibi kontrolümüz dışında olan risk faktörleri de mevcuttur.Kalın bağırsak kanseri riskini arttıran faktörleri bilmek daha sağlıklı alışkanlıklar edinmek adına oldukça önemlidir. Birey olarak yaşantımızda yapacağımız birtakım değişikliklerle kalın bağırsak kanseri riskini azaltabiliriz. Bu hafta iki bölüm halindehazırladığım “Kalın Bağırsak Kanserini Arttıran ve Azaltan Risk Faktörlerinin” birinci bölümünü sizlerin ilgisine sunuyor ve faydalı olmasını ümit ediyorum.

Yaş, şüphesiz kontrol altında tutamadığımız ve kalın bağırsak kanseri gelişiminde en önemli risk faktörüdür. Yaşla birlikte kanser gelişim riskinde de artış meydana gelir. Kalın bağırsak kanseri tanısı alan hastaların 94’ü 45 yaşın üzerindedir, hastaların 24’ü 65-74 yaşları arasındadır.

Genetik yatkınlık, ailemizden bizlere kalan en önemli miras; sağlam genlerdir.  Birinci ve ikinci derece akrabalarda genç yaşlarda (45 yaş altı) kanser (meme, kalın bağırsak yumurtalık, rahim, mide prostat ve mesane) olması, genetik olarak kansere yatkınlığın bir göstergesidir. Tüm kalın bağırsak kanserlerinin 5’i Lynch (Linç okunur) ve Ailesel Adenomatöz Polip sendromu denilen genetik geçişli kanser sendromlarından kaynaklanır.

İnflamatuar barsak hastalıkları, Crohn(Kron okunur) ve Ülseratif Kolit isimili, barsağın mikrop olmadan iltihabı-inflamasyonu ile seyreden hastalıklarda, hastalığın uzun dönemde seyri sırasında kalın bağırsak kanseri gelişme riski artmıştır.

 

Yukarıda sayılan risk faktörleri kontrolümüz dışında olan risk faktörleridir. Bu risk faktörlerini engellemek veya azaltmak elimizde değildir. Ancak önerilen aralıklarda düzenli tarama testlerinin yapılması bu faktörler nedeniyle gelişebilecek kalın bağırsak kanserlerinin erkenden tanı alıp tedavi edilmesine olanak sağlar. Tekrar etmekte fayda görüyorum erken evrede yakalanan kalın bağırsak kanserlerinde tedavi başarı oranı 96’dır.

Hayat tarzımız ve alışkanlıklarımızda yapacağımız değişikliklerle kontrol altına alabileceğimiz risk faktörlerinin başında Beslenme Alışkanlıkları gelmektedir. Kalın bağırsak kanseri riskini arttıran gıdaların başında kırmızı et, işlenmiş kırmızı et (salam, sosis, sucuk)ve hayvansal yağlar bulunur. Bu gıdaların fazla tüketilmesi kalın bağırsak hücrelerinde kanser başlangıcı değişikliklerin oluşmasına ve ayrıca kalın bağırsağımız içinde yaşayan ve yiyeceklerimizi karsinojene (kanser tetikleyici maddeler) dönüştüren zararlı bakterilerin sayısının artmasına neden olur.

Bunun yanında bol sebze ve meyve tüketilmesi kalın bağırsak kanserine karşı koruyucu etki gösterir. Sebzeler ve meyveler içerdikleri vitaminler ve lif sayesinde kalın bağırsak kanserine karşı etkili koruma sağlarlar. Sebzeler ve meyvelerde bulunan lif (posa) bağırsaklarımızın duvarını adeta bir süpürge gibi süpürerek barsak duvarına yapışmış karsinojenleri ve zararlı katkı maddelerini temizlerler. Ayrıca lif barsak hareketlerini artırarak, bu tarz zararlı gıdaların hızlıca dışkı olarak bağırsaktan atılmasını sağlar. 

Günlük olarak 5 porsiyon sebze ve meyve tüketilmesi kalın bağırsak kanserine karşı koruyucu etki sağlamaktadır. Tam buğdaydan üretilmiş gıdalar, yulaf ve kepek yüksek oranda lif içerirler; baklagiller, narenciye ve brokoli gibi sebze meyveler ise içerdikleri kalsiyum ve folik asit ile kalın bağırsak kanserine karşı ciddi koruma sağlarlar. Ayrıca sebze ve meyvelerin bolca tüketilmesi bağırsağımızda yaşayan kalın bağırsak kanserine karşı koruyucu etki gösteren bakterilerinde artmasına yardımcı olur.

Kalın bağırsak kanseri başta olmak üzere birçok hastalığa karşı koruyucu etkisi olan dünyanın en mucizevi maddesi SUyun da günlük olarak en az 2 litre tüketilmesi çok önemlidir. Su dünyadaki en ucuz ve etkili ilaçtır. Ancak burada suyu, 2 litre su olarak tüketmek önemlidir. Diğer içeceklerdeki sıvı hiçbir şekilde suyun yerini tutmaz. Su da aynı lif gibi barsak hareketlerinin hızlanmasına ve dışkılama sayısının artmasına yardımcı olur. Böylece yediğimiz gıdaların faydalı olan kısımlarının emildikten sonra zararlı olan kısımlarının barsak duvarına temas süresinin azaltarak hızlıca atılmasını sağlar.

Suyu ve lifi hayatınızdan eksik etmeyin diyerek şimdilik sözlerime burada son vermek istiyorum. Yazımın ikinci bölümünde kalın bağırsak kanserinden korunmak için başka neler yapabileceğimizi sizlere anlatacağım. Sağlıkla kalın.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve batikaradenizhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.