Yazı Detayı
22 Ekim 2020 - Perşembe 00:15 Bu yazı 1235 kez okundu
 
YENİ TİP KORONAVİRÜS (COVİT N-19) ...
Prof. Dr. Ufuk TÜTÜN (Sağlık Köşesi)
ufuktutun@yahoo.com
 
 
Koronavirüs 2019 yılı Kasım ayında ortaya çıkan enfeksiyonun adı...
Artık yarasadan mı türedi yoksa laboratuarda oynandı ve kaza veya bilinerek ortalığa mı yayıldı bilinmez, çeşitli hikayeler ile şu anda tüm dünyanın başına dert olan bir yaygın salgın hastalık (pandemi). 
Klasik belirti üçlüsü; ateş, halsizlik ve nefes darlığı. 
Ama döküntü, ishal, koku alma bozukluğu ve çoklu organ yetmezliğine kadar giden hatta binde 1 vakada ölüme yol açan bir hastalık. 
Kimse bir şey bilmiyor, herkes yeni yeni bu hastalığı öğreniyor. Aşı yok, ilaç yok. Tek korunma yolu, sosyal mesafe, temizlik ve maske takma.
Hastalıkda enfeksiyon sonrası antikor gelişimi oluyor ama enteresan olarak bu antikorlar 3-4 ay sonra ortadan kayboluyor veya kaybolabiliyor. Gözlemlerde yeniden enfeksiyona yakalanan ve hatta daha ağır seyreden vakalar rapor ediliyor. Yani ‘ben yakalandım atlattım’ olayı burada geçersiz.
Aşı çalışmaları hızla ilerliyor. İki firma oldukça önde Pfizer ve Biontec . Bir de Rus yapısı bir aşı . Çinliler Amerikalılar ve İngilizler.... herkes uğraş içinde. Biz oldukça gerilerdeyiz. 
Herşey de olduğu gibi böyle bir çalışma teknolojik alt yapı ve ciddi finansal destek gerektirir. Laboratuar şartlarında yürütülen çalışmalar kısıtlı kalır. Bizde kapatılan Refik Saydam Hıfsısıha Merkezi gibi özel ve donanımlı deneyimli personeli olan enstitüler gereklidir. 
Bu ayrı bir konu. Ancak güvenli aşı hemen ortaya konamaz. Bunun için 4- 5 yıl beklememiz gerekir.
İnsan fazı çalışmaları, faz 3 devam eden ilk üç firmanın aşılarının sonuçları takip edilene kadar kullanmak doğru olmayacaktır.
Yani faz 3 demek gönüllü insanlarda aşı deneniyor demektir.
Virüsün bulaş yolu üst solunum yolu ve gözler olduğu kesinleşmiş gibi. Ancak havada şu kadar saat camda bu kadar gün kalır gibi lafların havada kaldığını düşünüyorum.
Bulaştırıcılık sanılandan daha zor. Çünkü o kadar kolayca bulaş olsa idi geçen süre içinde hemen herkesin enfekte olması gerekirdi.
Birde virüse karşı kişisel bağışıklık faktörü mevcut. Kimileri ciddi hasta olurken kimileri ayakta ve kimsenin ruhu duymadan geçirebiliyor. Ölümlerde en büyük neden virüsün tüm damar içlerinde pıhtılaşmaya neden olması olarak tespit edildiği birçok bilimsel yazı mevcut.
Bunda genetik bir takım faktörlerin rol aldığı düşünülüyor. Halk ağzı tabiri ile virüs adam seçiyor.
Bu değişik klinik bulgular veya sessiz seyreden vakalar aslında toplumda süper enfeksiyon yayıcılar olarak görev görüyorlar. Ve kontrolleri imkânsız.
Genellikle de genç kişiler bu yayıcılar.
Tedavi için önerilen ilaçlara bakalım biraz... 
Hidroksiklorokin; sıtma laişmanyasının DNA sını bozuyor. Corona virüs RNA virüsü bunu etkilemez. Ayrıca çok zehirli ve tek doz bile 48 saatte vücuttan atılıyor. Kalp de aritmi yapıp ölüme neden olabiliyor. 
Corona virüs miyokardit (kalp kası enfeksiyonu) yapıyor ve böyle bir kalp daha hassas oluyor. Normalde ritim bozukluğu yapan kinin bu hastalarda yüzde 30-4 ölüme sebep olduğu bilimsel yazılarda iddia edildi. Ama her ne hikmetse Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’ nün yasakladığı ilaç halen ülkemizde tedavide kullanılıyor!
Favipiravir diğer bir ilaç; Domuz gribi için üretildi. Etkin Domuz gribi bulguları da covit 19 ile karışabiliyor. Bu durumda kullanılması faydalı olacaktır. Ancak favipiravir kullanan hastalar ile kullanmayanlar arasında covit li hastalarda iyileşme ve ölüm olaylarında istatistiksel bir fark gözlenmemiş.
Remdesivir de ebola için üretilmiş; Çeşitli bilimsel yazılar etkinliğinin olmadığını savunuyor.
Geriye heparin kaldı; Bu ilaç pıhtılaşmayı önlediği için tedavide etkin rol oynuyor
Covitli hastaların çok az bir kısmı ağır solunum yetmezliğine giriyor. Bu hastaların akciğerinde gaz alışverişi olan bölgede pıhtı olunca bu değişim olmuyor ve vücuda gerekli oksijen alınamıyor. Organlarda oluşan pıhtı da ayrıca organ beslenmesini bozuyor. Solunum cihazına bağlanan hastada yine oksijen yükselmiyor olabilir. O vakit kalp cerrahisi geçici yapay kalp akciğer makinası olan ECMO uygulamasını yapıyor. Bu süreçte hasta pıhtılaşma çözülünceye kadar bu cihazla oksijenlenmeli sağlanabiliyor. Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde bir kaç uygulama yapıldı.
Dünyada çeşitli ülkeler çeşitli izolasyon yöntemleri uyguladılar. Ama başarılı olunamadığı ortada. 
Virüs ilk 14 günde bulaşıcı ve aynı ortamdaki kişiye 14. Gün de bulaştırmış olabilir. Bir evde karantina yapılacaksa en az 28 !gün yapmak gerekir. 
Ülke bazına sokarsan 1 ay tam karantina yani. Biz ne yaptık hafta sonu çıkma yasağı ile kendimizi kandırdık. Veya 65 yaş üstünü eve tıktık. Sonuç değişmiyor. 
İsveç her şeyi serbest bıraktı ve ilk başlarda çok kötü olan hasta ölüm vb olaylar komşuları olan ve önlem alan Finlandiya ve Norveç ile sayılar gün geçtikçe birbirini yakalar hale geldi.
İsveç ekonomik ve sosyal yaralanma olmadan atlatacak gibi duruyor.
Bu durum ileride ne doğru ne yanlış onu ortaya koymada örnek olacaktır. Ancak göstermelik önlemler siyasi kararlar olarak tüm ülkelerde ön plan olarak gözlemlendi.
Askında biraz hastalık gibi belalardan korkan bir milletiz. Eğer başından bu yana gerçek hasta ölüm vb rakamlar doğru olarak verilse idi halkımız daha dikkatli olurdu. Resmî sayıların azlığı nasılsa bana bir şey olmaz güvenini verdiğinden hatalı bir politika olarak görünüyor.
Peki bu ne zaman biter? 
En zor soru bu. 
Toplum bağışıklığı yüzde 60-80 kişinin hastalığı geçirmesi ile pandeminin endemik olaya dönüşeceğini bildirir.
Toplumumuzun ne kadarı hasta oldu? Bunu bu günkü yönetimin tavrı ile bilmek zor gibi.
Testler yüzde 50 güvenli. Filasyon ekipleri sadece ilaç veriyor, ayaktan hastalar kendi olanakları ile ev hastane arası gelip gidiyor. Göstermelik önlemler ile bir yere varmak zor. Görünen herkes hasta olsun diye toplum bağışıklığına bırakılmış gibi duruyor ancak bu itiraf edilemiyor.
Umarım bu önümüzdeki yaza enfeksiyon bitecektir diye düşünüyorum…
 
Etiketler: YENİ, TİP, KORONAVİRÜS, (COVİT, N-19), ...,
Yorumlar
Haber Yazılımı