Yazı Detayı
11 Kasım 2020 - Çarşamba 22:38 Bu yazı 1093 kez okundu
 
DEPREM SEBEBİYLE YIKILAN BİNALARDA MÜTEAHHİDİN CEZAİ SORUMLULUĞU
Av. SELAY KARDEŞ (Hukuk Köşesi)
av.selaykardes@hotmail.com
 
 

Türkiye bir deprem ülkesidir. Dünyanın en etkin deprem kuşaklarından birinin üzerinde bulunan ülkemizde, geçmişte birçok yıkıcı depremler yaşandığı gibi, gelecekte de meydana gelebilecek depremlerle büyük can ve mal kaybına uğrama riski her zaman mevcuttur. Yurdumuzun yüzde 92 ‘sinin deprem kuşağında olduğu, nüfusumuzun yüzde 95’ inin deprem tehlikesi altında yaşadığı ve ayrıca büyük sanayi merkezlerinin ve barajlarımızın yüzde 93 ünün etkin deprem bölgelerinde bulunduğu yadsınamaz bir gerçektir.
Ülkemiz geçmiş yıllardan bu yana birçok deprem yaşamıştır. 24 Ocak 2020 tarihinde 6.8 şiddetinde Elazığ’da yaşanan deprem sonucu birçok vatandaşımız hayatını kaybetmiş ve 24 bin 379 bina hasar alırken bu binalardan 7bin 319 ağır hasar almıştır. 
Elazığ depreminin manevi ve ekonomik  yaralarını henüz saramamışken çok yakın  bir tarihte 30 Ekim 2020 tarihinde İzmir’de meydana gelen 6.6 şiddetindeki depremde can kaybının 115 olduğu ve  deprem sonrası yıkılan binalarla ilgili İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma kapsamında  aralarında müteahhitlerin de bulunduğu 9 şüphelinin gözaltına alındığı ve bazı kişilerinde arandığı kamuoyunun malumudur. 
En son yaşanan İzmir  depremi neticesinde bir kez daha görüldü ki aynı sokaktaki binalardan bazıları hiçbir hasar alamamasına rağmen bazı binalar ağır hasar alarak deprem sonucunda çökmüş ve birçok can ve mal kaybına neden olmuştur . 
Ülkemiz jeolojik  konumu nedeniyle birçok fay hattına sahip olması nedeniyle bir deprem ülkesidir. Ciddi ve birçok fay hattına sahip olmaktan daha önemli olan yapılan binaların depreme dayanıklılığı ve denetlenmesidir. 
İzmir depreminde ağır hasar almış/ yıkılmış  binaların yapım  aşamasında çalışan bir inşaat  işçisinin ;  Biz inşaatında çalıştık ama o binalara hiç güvenmedik” diyor. ‘’Biz söylüyorduk ama dinlemiyordu yaptıranlar’’. Cümleleri yıkılan binaların asıl sorumluların bile bile lades dediğini bizlere gösteriyor. 
Gelelim depremde yıkılan binaların/yapıların yıkılmasında cezai ve hukuki sorumluluğun kimlere ait olduğuna ; 
Deprem sebebiyle yıkılan binalara ilişkin müteahhit ve varsa diğer sorumluların (fenni ,mesul ,malik) cezai ve hukuki sorumlulukların doğması binaların hukuki kural ve kaidelere uygun yapılmamasından doğacaktır.Bu hukuka aykırılık; binalarda kullanılan malzemeler, statiğinin hesaplanmaması , plan ve projedeki eksikliklerin olmasıdır. Yani metahhidin kusurlu olmasıdır .Tüm bunların yapılmasına rağmen yine de deprem gibi doğal afetler nedeniyle binaların yıkılması söz konusu olursa bu durumda müteahhidin özen sorumluluğuna aykırılık ve kusurundan söz edilemez. 
Müteahhidin cezai sorumluluğunun bulunması için açıkladığımız üzere kusurunun olması söz konusudur. 
Cezai sorumluluk bakımından ise yapının uygun şekilde yapılmaması halinde uygun olsaydı hiç doğmayacak bir ölüm veya yaralama meydana gelirse müteahhit taksirle öldürme ve yaralamadan sorumlu olacaktır. 
Taksirle öldürme ve taksirle yaralama suçları TCK. madde 85 kapsamında düzenlenmiştir.
TCK md 85 : Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
Taksiri kısaca kelime anlamı olarak ifade edecek olursak ; taksir : bir işi eksik yapma, kusurda bulunma ve kusur işlemektir . 
 Kanun maddesinden de anlaşılacağı üzere failin /müteahhidin cezai sorumluluğu belirlenirken taksir niteliğinde kusuru olup olmadığına bakılır.
Son olarak bahsetmek gerekir ki depremin meydana geldiği tarih ile binanın yapım tarihi arasında uzun bir zaman farkı söz konusu olduğunda zamanaşımı sebebiyle müteahhidin sorumluluğunun ne olacağı önemli bir husustur.
Müteahhit tarafından yapılan binanın yıkılması halinde zamanaşımı, bu yapının tamamlanıp yapı kullanma izninin alındığı tarihten değil; yıkılma tarihinden itibaren başlayacaktır.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 2001/2636 E., 2001/2900 K. ve 19.11.2001 tarihli kararında “Deprem nedeniyle bina yıkılmasında suç tarihi binanın yıkıldığı tarihtir.” ibaresi ile zamanaşımı hususundaki tartışmalara da açıklık getirmiştir.
Yargıtay kararında suç tarihini  binanın yıkıldığı tarihtir diyerek  noktayı koymuştur. 
Bu haftaki konumuzu burada noktalıyoruz. 
Sorumsuz ve kusurluların bedellerini canıyla ödeyen ,İzmir depremi neticesinde yaşamını kaybeden vatandaşlarımıza Allahtan rahmet sevenlerine başsağlığı diliyorum . 
Sorumlular ; Hukuki ve cezai sorumluluğun yanında vicdani sorumluluğu sevdiklerinden birini kaybettiğinde mi hissedecekler bilemiyoruz. 
Tüm Türkiye maddi ve manevi yaralarımızı yine birlikte saracağız. 

 
Etiketler: DEPREM, SEBEBİYLE, YIKILAN, BİNALARDA, MÜTEAHHİDİN, CEZAİ, SORUMLULUĞU,
Yorumlar
Haber Yazılımı